Tarif edilemez müthiş bir mutluluk,iki küçücük gün bize koskocaman on gün gibi geldi bize...
Cumartesi sabah erkenden doğru Esenköy'e...Annecim hazırlamış kahvaltı sofrasını, Semra ablacığımında bir işi varmış,gelmiş Yalova'dan tesadüf oradaydı,müthiş bir kahvaltı keyfi,
Sonra kahve zamanı...Orta şekerli kahve yanında vişne likörü,
Küçük kaplumbağa da gelmiş ziyarete, bahçeye girmek için uğraşıyordu...
,
Akşam hava serinleyince çook eskilerden kalan bir başka güzellik,
İtiraf etmeliyim ki soba yanacak kadar bir serinlik yoktu aslında, ama sobanın yanındaki sallanan koltuğa oturup,üzerinde kestane pişirmenin keyfini de kaçırmamak için üşümüş gibi yaptık...
Pazar günü akşam dönerken İstanbul'a, çok tatlı bir kaçamak, hayattan çalınmış rengarenk, iki koca günün tadı damağımızda kaldı...