Bazen insan çok bunalır hani, her şey üstüne üstüne gelir,çok yorulursun,her şey tatsızdır,renksizdir.İşte öyle bir zamanda küçük bir kaçamak yaptık,Dodi ile birlikte...
Tarif edilemez müthiş bir mutluluk,iki küçücük gün bize koskocaman on gün gibi geldi bize...
Cumartesi sabah erkenden doğru Esenköy'e...Annecim hazırlamış kahvaltı sofrasını, Semra ablacığımında bir işi varmış,gelmiş Yalova'dan tesadüf oradaydı,müthiş bir kahvaltı keyfi,
Sonra kahve zamanı...Orta şekerli kahve yanında vişne likörü,
Bahar geldi sonunda, çiçekler açmış, erguvanlar muhteşem,yeşil'in her tonu,morlar, sarılar, pembeler..Hele de mavi ile birleşince,bir de mis gibi deniz kokusu...
Küçük kaplumbağa da gelmiş ziyarete, bahçeye girmek için uğraşıyordu...
,
Akşam hava serinleyince çook eskilerden kalan bir başka güzellik,
İtiraf etmeliyim ki soba yanacak kadar bir serinlik yoktu aslında, ama sobanın yanındaki sallanan koltuğa oturup,üzerinde kestane pişirmenin keyfini de kaçırmamak için üşümüş gibi yaptık...
Pazar günü akşam dönerken İstanbul'a, çok tatlı bir kaçamak, hayattan çalınmış rengarenk, iki koca günün tadı damağımızda kaldı...