10 Ocak 2011 Pazartesi

HAYALET...!


 Eski bir  bir taş ev, bahçesinde  ortancalar olan, içinde   şöminesi olan,  mutfakta kocaman kuzinesi, bu kuzinenin üzerinde her daim bir çaydanlık olan bir ev hayalim......







          İç avlusu da olabilir,oymalı bir ahşap kapı da kabulüm. Bahçeden topladığım vişnelerden likör yapsam mutfağımda, sonra da bunları bahçedeki sedirde içsek karşılıklı....Rengarenk çiçeklerle bezeli  saksılarla doldursam balkonları....Akşamları sarmaşık güllerinin kokusu içinde sevdiklerimle oturup sohbet etsem.Balkon kapılarım açık kalsa gece, burnuma yavaştan gül kokuları gelse,melissa kokusu baysa geceyarısına doğru daha ne isterim ki...?



Evet şimdilik sadece hayal,  hayallerimi işledim,ilmek ilmek, şimdilik sadece duvarlarda,  ama şimdilik...

*Likör tarifi yakında...

9 Ocak 2011 Pazar

Pazar keyfi...

 Pazar öğle sonrası, soğuk ama güneş pırıltılı, rüzgarı önüme alıp uzun uzun yürüdüm, sonra soluk alma vakti, birden aklıma  gelen kahve kokusu...Nasıl da güzel kahve keyfi yapılır Hacı Bekir'de. Kahvenin miiss gibi kokusu geldi önce, bol köpüklü  yanında  fıstıklı lokum...


Atmosfer şahane, döşemeler,sandalyeler,yüksek tavan  sanki birden geçmişe götürüverdi beni...Bundan güzel keyif olabilr mi?



Lokum tadında pazarlar...

8 Ocak 2011 Cumartesi

iğne oyası...

Kadınları yaratıcılığı ve simgelerden oluşmuş sessiz bir dil...verilmek istenen mesajların rengarenk yansımaları.İşlenen her motif ayrı bir hikaye anlatırmış. Üzüntüden mutluluğa, sevgiden acıya, pişmanlıktan düş kırıklığına kadar pek çok anlamı varmış.


Kimi zaman kahvenin buram buram kokusunun ,kimi zaman çorbanın dumanının sardığı odalarda mum ışığı altında  işlenen, Anadolu kadınının  el emeği
 göz nuru...









Arzu Hanım'ın çantaları...

Güne pırıl pırıl parlayan bir güneş ve taze demlenmiş mis gibi bir çayla başlamak gibisi yoktur sanırım..
Bide günlerden cumartesiyse, sabah sessizliği devam ederken, hayatın telaşına kapılmadan, elinizde çayın yanında size eşlik eden güzel bi de  kitap varsa...Her ne kadar günler önce  yapılan planlar gerçekleşememişse de,  yine de  o güne 1-0 galip başlamış sayılırsınız bence...
Ben de böyle uyandım bu cumartesi,gerçekleşemeyen planların hayal kırıklığı ve mis gibi çay kokusu ile...


Bir kaç ay önceydi, çok soğuktu, istanbul yağmur ağlıyordu...:) Kadıköyden bir an önce eve gitmek için çabalarken gördüm onları...Hepsi birbirinden güzel,rengarenk çantalar.Bir  tane almak istedim ama seçmek mümkün değil, hava çok kötü, zar zor bi tane seçtim ,yeşil olanı aldım.Ama aklım kaldı öbür renklerde.İşte bu gün, aklıma geldi çantalar,planlar da gerçekleşemedi,çay filan mis ama tabi hafif bi hayalkırıklığı devam ediyor...Biraz neşelenmek lazım, benim neşelenmem için de biraz renk lazım. Doğru Kadıköy'e Arzu Hanım'ın çantalarına...
Bakarmısınız şunların güzelliğine...İnsan neşelenmezmi hiç...


Başka modeller de var,gidip görmek lazım..




Arzu Hanım kendisi dikiyor çantaları, kişiye özel, ben bayıldım hepsi birbirinden güzel, şimdi bana iki tane  daha hazırlıyacak, bitmelerini dört gözle bekliyorum.Emeğinize sağlık Arzu Hanım...

Şimdi bu güzelliklerden sonra  benimki çok sönük kalacak ama işte bu da benim çantam,  amatörce ama zevkle ördüm...





2 Ocak 2011 Pazar

Yeni yılın ilk kahvesi...


Yılların eskitemediği dostluklar vardır,sizin için sevinen,sizin için üzülen, kardeş kadar yakın, belki kardeşten de yakın, bazen çok sık görüşürsün,  bazen de araya mesafeler girer, ne kadar mesafe girsede gördüğün an kaldığın yerden devam edersin. Gönül dostum kahven hazır,soğutmadan gel,fincanlarım çok özel aynı senin gibi...yeni yılda aldığım ilk hediye...







                  '' Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül muhabbet ister kahve bahane...''



Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varmış. Hatırlı dostlarımla, hayatın tüm telaş ve koşuşturmasına inat, arada bir mola verip , eskimeyen dostlukların güzel sohbetlerinde buluşmak dileğiyle...